Yazı Detayı
28 Mart 2012 - Çarşamba 12:48 Bu yazı 5071 kez okundu
 
Dil Bilinci
FAHRETTİN ÇELİK
fahrettinçelik@hotmail.com
 
 
Dil Bilinci   Dil, duygu, düşünce ve güdüleri, doğrudan ya da dolaylı olarak aktaran anlatım aracıdır. Karşımızdakine jest ve mimikler, yazıyla veya konuşarak düşüncelerimizi aktarmamız mümkün. Bunların her biri dilin farklı bildirim şekilleridir.   Hayvanlar ve bitkilerde de kendini ifade etme şekilleri var. Hayvanlar da tıpkı insanlar gibi sesler çıkararak acıktığını, susadığını, hastalandığını ifade ederler. Bitkiler ise sarararak hasta olduğunu, yaprakları dökülerek susadığını belirtirler.   Ancak, ele almak istediğim konu, insanların sesler çıkararak kendini ifade etmeye çalıştıkları dildir.   Dil, toplumun temel mihenk taşlarından biridir. İletişimi sağlayan en önemli araçtır. Bu nedenle dilin doğru kullanılması, belli kurallar çerçevesinde kullanılması, milli olması kaçınılmazdır. Yoksa ortaya garip şeylerin çıkması da kaçınılmazdır.   Çağımızda zaman içerisinde güçlenen ve dünya dilleri diye adlandırılan diller konuşulmaktaysa da aslında dil, insanın hangi millete mensup olduğunu yansıtan en kestirme ve belirgin özelliğidir.   Çoğu zaman kimin hangi milletten olduğunu ancak konuşunca anlarız. Türkçe konuşunca Türk, Almanca konuşunca Alman, Arapça konuşunca Arap olduğunu anlarız. Hatta dil öyle bir şey ki, insanlar konuştukları dillerle anılırlar.   Dildeki başıboşluk “her telden çalmak” olur ve anlaşılması zorlaşır. Kimisi Arapçadan, kimisi İngilizceden, kimisi Fransızcadan yeni yeni kelimeler kullanırsa ortaya anlaşılmaz bir kelime kirliliği çıkar.   Tıpkı günümüzde olduğu gibi. O kadar yabancı kelime sızdı ki dilimize ortada Türkçe diye bir şey kalmadı. Öz Türkçeyi kullanmak bile geri kalmışlığın, demodeliğin, bilgisizliğin belirtileri sayılmaya başlandı.   Bir yazar yazılarında ne kadar çok anlaşılmayan, ithal kelime kullanabiliyorsa iyi yazar, konuşan ne kadar yabancı kelime kullanabiliyorsa bilgili, aydın sayılmaya başlandı.   Kültür emperyalizmine karşı en güçlü araçlardan biri olan dilin içindeki yabancı kavramlar yerine Türkçeye uygun kavramlar bulunması dilimizin geliştirilmesi için gereklidir.   Atatürk de dilin toplumsal yaşamdaki işlevini vurgulamak amacıyla: “Dilin millî ve zengin olması, millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.”, “Türk dili, Türk milleti için kutsal hazinedir.”, “Ülkesini ve istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” demiştir.   Bölgeler arası ağız farklılıkları olması, bir anlamda doğal karşılanabilir. Yöresel dillerin halk arasında konuşulması tabiidir. Ancak ülkede kullanılan ana dilin korunması, öğrenilmesi, bilinmesi esastır. Adıyaman ağzı, Urfa ağzı, Karadeniz ağzı zaman içerisinde oluşmuşlardır. Ancak, kitap Türkçesinin en azından yazı dilinde kullanılması, kitle iletişim araçlarında tercih edilmesi dilin yaşatılması adına bir zorunluluktur.   Dilin zenginliği, onu kullanan toplumun ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel bakımdan zenginliği ile paraleldir.   Günümüzde çok hızlı bir şekilde yeni icatlar ortaya çıkmaktadır. Yeni icat edilen bir ürüne, icat edilen ülkedeki dile uygun bir isim verilmesi gayet doğaldır ve bütün dünya bunu kullanma durumundadır.   Halk arasına yerleşen bu isim, sonradan değiştirilmeye kalkışılsa bile kabul görmeyecektir. Kullandığımız “faks” makinesine Türk Dil Kurumunca “belgegeçer” adı verildi. Ancak bu terimi resmi kurumlar bile kullanmaz. Çünkü toplumda kabul gören, alışılan ‘faks’ kelimesidir ve öyle devam eder.   Hatta öyle -sözüm ona- bazı düzenlemeler yapılıyor ki, komik durumlar bile ortaya çıkıyor. Türk Dil Kurumunca “asansör” kelimesi yerine “sunucu” öneriliyor. Yani sunucuya binmek ile asansöre binmek çok faklı şeyler olarak anlaşılır.   Ya da “taksi” kelimesi yerine “göçüm” terimini koyarsanız yine ortaya anlaşılmaz veya garip anlamlar çıkıyor. Türk Dil Kurumu tarafından tespit edilen “göçüm” olmasına karşın, halk arasında kabul görülen “taksi”dir.   O halde, dilin zenginleştirilmesinden önce siyasal, sosyal ve ekonomik zenginlik gerekiyor. Asansörü ilk biz yapsaydık adına “sunucu” koyabilirdik. Ya da faksı biz icat etseydik adını “belgegeçer” koyabilirdik.   O halde, bırakalım kim bize neyi önerirse onu kullanalım mı? Tabi ki hayır. Türkçe üzerindeki hâkimiyeti hafifletmek birazcık olsun elimizde. İmkânlar ölçüsünde kullanabileceğimiz kelimeleri bilinçaltına yerleştirmeye çalışmalıyız.   Özellikle internet kullanımında çokça yabancı kelime kullanılıyor. Örneğin, "design" yerine "tasarım" sözcüğünün kullanılması yerinde olur ve yadırganmaz da.   Kullanılan klavyeler bile Türkçe yazmaya elverişli olmayan “Q” denilen klavyeler. Oysa “F” klavyeler Türkçe kullanımında daha kullanışlı. Resmi kurumlarda bile hâlâ “Q” klavyelerin kullanılması yanlış bir tutum.   İş yeri, cadde ve sokak isimleri, gazete, radyo, televizyon kanallarına yabancı isimler koymak zaten başlı başına Türkçeyi katletmeye yeter girişimler. Özellikle turistik yerlerde bazı işletmelerin tabelalarında yabancı isimler görmemiz kültür emperyalizminin ülkemizdeki etkilerini gösteren örneklerdir.   Gerek yazı, gerekse konuşma dilinde Türkçe kullanımına çok dikkat etmeliyiz. Yoksa ortada dil diye bir şey kalmayacak.   Bu ancak herkesin üstüne düşeni yapmasıyla mümkün olabilir. Bu anlamda toplumun ileri gelen adamlarına daha büyük görevler düşmektedir.   Fahrettin ÇELİK www.samsathaber.com  
 
Etiketler: dil, bilinci
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Şubat 2020
BAHTI KARA SAMSAT
1054 Okunma.
29 Aralık 2016
Baki Gazetecilerin Onurudur
4099 Okunma.
15 Ağustos 2016
ABD AKLI VE İSTİKLAL MÜCADELEMİZ
2808 Okunma.
14 Temmuz 2014
DÜNYA KUPASI MAÇINDA RUH HALİM
4002 Okunma.
06 Mayıs 2014
KENDİMİ ARIYORUM
4816 Okunma.
13 Nisan 2014
SEÇİM RÜZGÂRI
8563 Okunma.
24 Mart 2014
KIBRIS'TA GÜZEL İNSANLAR...
3624 Okunma.
24 Mart 2014
KIBRIS'TA GÜZELLİKLER...
3516 Okunma.
24 Mart 2014
ORDA BİR KÖY VAR; NİZAMİYE ARDINDA
4190 Okunma.
24 Mart 2014
DERVİŞ EROĞLU
4128 Okunma.
13 Mart 2014
GAP GAZETECİLER BİRLİĞİ VE KIBRIS
4202 Okunma.
30 Ekim 2013
ATASININ İZİNDE BİR DÜŞÜNCE AKIMI
4446 Okunma.
10 Eylül 2013
Dostluk Bilinci
5725 Okunma.
29 Temmuz 2013
MISIR’DA YAŞANANLAR…
4525 Okunma.
29 Temmuz 2013
RAMAZAN’DA AY ON DÖRDÜNDE
4164 Okunma.
23 Temmuz 2013
Kıbrıs Gezisi-7
4628 Okunma.
22 Temmuz 2013
Kıbrıs Gezisi - 5
4150 Okunma.
09 Temmuz 2013
Adıyaman Tanıtım Günleri-1
4349 Okunma.
09 Temmuz 2013
Adıyaman Tanıtım Günleri-2
4567 Okunma.
26 Haziran 2013
Sahnede Adıyaman
4319 Okunma.
07 Haziran 2013
Gönül Hikayesi
4329 Okunma.
13 Mayıs 2013
Bitmeyen Sevda; Samsat
4499 Okunma.
19 Nisan 2013
Gap Oskarı...
3875 Okunma.
11 Nisan 2013
Gül Kokuluya Hizmet
4475 Okunma.
26 Şubat 2013
Birlik Çalışanları...
4098 Okunma.
29 Ocak 2013
Fırat'ın İstifası
4640 Okunma.
20 Aralık 2012
Akşam Haberleri
4635 Okunma.
14 Aralık 2012
Suriye'deki Yangın
4416 Okunma.
30 Kasım 2012
Anayasa Ve Başkanlık Modeli
4294 Okunma.
15 Kasım 2012
İstanbul İzlenimleri 4
4182 Okunma.
13 Kasım 2012
İstanbul'un Taşı Toprağı Altındır
4534 Okunma.
12 Kasım 2012
İstanbul İzlenimleri
4558 Okunma.
22 Ekim 2012
Dursun Çavuş Ve Samsat
4958 Okunma.
16 Ekim 2012
Yazık Adıyamanspor'a
4415 Okunma.
03 Ekim 2012
Samsatlılar Derneği
4324 Okunma.
03 Haziran 2012
Sabah Namazında Ölümü Düşünmek
5333 Okunma.
01 Haziran 2012
HEY NEMRUT… NEREYE?
4809 Okunma.
24 Mayıs 2012
Doğa Bilinci
5151 Okunma.
18 Mayıs 2012
Adıyaman Ticaret Lisesi Ve Bilal Ercan
5416 Okunma.
16 Mayıs 2012
Elli Yıl Daha Bekleyelim..
3631 Okunma.
15 Mayıs 2012
Gül, Gül Kokan Kabri Ziyaret Edecek
4775 Okunma.
17 Nisan 2012
Ne kadar değer Vermeli
5444 Okunma.
02 Şubat 2012
ŞİMDİ BÜTÜN SURİYE HAMA OLDU
4438 Okunma.
26 Ocak 2012
DEVLET BİLİNCİ
4589 Okunma.
18 Ocak 2012
BÖYLE HOCA OLUR MU?
4954 Okunma.
16 Ocak 2012
SOĞUK MEMLEKETİN SICAK İNSANLARI
4624 Okunma.
29 Aralık 2011
SAMSAT İÇİN NE YAPMALI
4366 Okunma.
20 Aralık 2011
TREN GELİR HOŞ GELİR
5121 Okunma.
19 Aralık 2011
YİNE DPĞALGAZ MESELESİ
4476 Okunma.
29 Kasım 2011
DOĞALGAZ ÇİLESİ..
3998 Okunma.
23 Kasım 2011
KENDİ MEMLEKETİMİ SEVMEK İSTİYORUM
4664 Okunma.
15 Kasım 2011
DEMOKRASİ BİLİNCİ
5103 Okunma.
24 Ekim 2011
DAVRANIŞ BİLİNCİ
4379 Okunma.
20 Ekim 2011
YİNE AYNI SAHNELER
4419 Okunma.
17 Ekim 2011
ÇEVRE BİLİNCİ
4671 Okunma.
14 Ekim 2011
TAYYİP ERDOĞAN'IN GÖZYAŞLARI
4945 Okunma.
14 Ekim 2011
SAMSAT'TAN AYRILIRKEN
4835 Okunma.
06 Ekim 2011
OYUMZU KİME VERSEK?
5285 Okunma.
12 Ağustos 2011
AKMERCAN'A TEŞEKKÜR
5121 Okunma.
31 Mayıs 2011
ÇİRKİN KASET SAVAŞI
4842 Okunma.
Haber Yazılımı