Haber Detayı
23 Kasım 2008 - Pazar 00:00 Bu haber 2442 kez okundu
 
ÜZEYİR ALEYHİSELAM TÜRBESİ
EKONOMİ Haberi
ÜZEYİR ALEYHİSELAM TÜRBESİ

Özellikle Gerger’imizin Tanıtımındaki en büyük ziyaret yerlerimizin başında Üzeyir Peygamber türbesi gelmesine rağmen bu ziyaret yerimizde Gerger halkı yeterince faydalanmamıştır. Bu vesile ile bu ziyaret yerimizi hem tüm Türkiye ye tanıtmak hem de Üzeyir Peygamber hakkında bilinmeyenleri halkımızın bilgisine sunmak için bu türbede görüntüler aldık. Röportaj yaptık işte o görüntüler. Ve Üzeyir peygamber ile ilgili bilinmeyenler…   Üzeyir peygamber azığını almış, eşeğine binmiş giderken bir kasaba yıkıntısına uğramıştır. Ayet-i Kerime’de şöyle buyruluyor: “Veya çatıları çöküp altı üstüne gelmiş ıssız bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi?”(Bakara:259) O bayındır binaların tavanları çöküp inmiş, altındaki duvarlar onların üzerine yıkılmıştı. Bağlarına bahçelerine rağmen, harap olmuş, enkaz haline gelmiş, orada oturanlardan kimse kalmamıştı. Virane kasabayı uzaktan seyreden ve orada konaklayan Üzeyir peygamber; Allah’ın o yeri bir daha nasıl hayat dolu bir hale getireceği, bu şekilde ölenlerin nasıl dirileceği hususunda düşünceye daldı ve bu düşünce içinde: “Allah bunu bu ölümden sonra nasıl diriltecek?”dedi(Bakara:259) O anda uykusu geldi ve yattı. Yüce Allah böylece ona bazı gerçekleri tüm çıplaklığı ile göstermek istedi. Ayet-i Kerime’de şöyle buyruluyor: “Bunun üzerine Allah onu yüz sene ölü bıraktı, sonra diriltti.”(Bakara:259) Yüz sene ölüm uykusunda kaldıktan sonra tekrar kendisine hayat verildi. Yüce Allah, o şehir gibi, öldükten sonra onu, önceki gibi akıllı, anlayışlı ve kabiliyetli bir ruh ile yeniden diriltti. Bir asır boyunca kaldığı bu derin ölüm uykusundan uyanıp doğrulduğunda Yüce Allah:   “Ne kadar kaldın?” diye sordu.(Bakara:259)   Günün başında ölmüş bulunan Üzeyir, bir asır sonra günün sonuna doğru dirilmişti. Güneşin hala durduğunu görünce, aynı günün güneşi olduğunu tahmin ederek:   “Bir gün, ya da bir günün birazı kadar kaldım dedi.”(Bakara:259)   Allah, bu samimi itirafı üzerine ona:   “Hayır! Yüz sene kaldın.”buyurdu(Bakara:259)   Beraberinde taşıdığı yiyecek ve içecekleri Allah’ın emri ile hiç bozulmamış, eskisi gibi taptaze duruyordu. Eşeği ise çürümüş, sadece kemikleri kalmıştı. Üzeyir’in ”Eğer yüz sene ölü olarak kalmış olsaydım, etlerim çürür kemiklerim dağılmaz mıydı “şeklinde gönlüne herhangi bir soru gelmemesi içinde şöyle buyurdu:   “Yiyeceğine ve içeceğine bak! Henüz bozulmamış!”(Bakara:259) Yiyeceğine içeceğine bakınca gerçekten öyle olduğunu gördü. Allah devamla:   “Şimdi de eşeğine bak!”buyurdu (Bakara:259) Üzeyir bir de ne görsün! Eşeğinin kemikleri etrafa dağılmış… Onları görünce durumu anladı Yüce Allah, ona ölüyü nasıl dirilttiğine dair bir beyan da bulunmamakla beraber, Hz. Üzeyir vasıtası ile “Öldürmek” ve “Yeniden diriltmek” kudretini bütün insanlığa göstermeyi istemişti. İşitmenin gözle görmek gibi olmayacağı şüphesizdir. Dolayısı şöyle buyurmaktadır:   “Seni insanlar için kudretimize bir işaret kılalım diye (yüz sene seni ölü olarak tuttuk, sonra tekrar dirilttik.)” (Bakara259)   Yüz yıldan beri ölü olan bir kimsenin, yeniden dirilmesi apaçık bir mucizedir. Bu gerek o asırda gerekse sonraki asırlarda yaşayan insanlara, ahreti ve yeniden dirilmenin sırlarını anlatmaktadır.   Üzeyir’e hitaben Yüce Allah şöyle buyurdu: “Kemiklere bak! Nasıl onları birbiri üstüne koyuyor, sonra onlara et giydiriyoruz.” (Bakara:259)   Öldükten sonra çürüyen, sadece bir yığın halinde kemikleri kalan bir hayvanı “Ol !” emriyle nasıl dirilttiğini ona çıplak gözle göstererek gönlünü itminana kavuşturdu.   Hz. Üzeyir Yüce Allah’ın bu büyük kudretini görünce umut dolu bir teslimiyet gösterdi ve bütün varlığı ile O’na yöneldi.   Ayet-i Kerime’de şöyle buyrulmakta dır : “Bu işler ona açıkça belli olunca” Biliyorum, Allah her şeye kadirdir dedi.” (Bakara:259) Dağılmış, ufalanmış kemikleri bir araya getirerek, sonra da üzerlerini etle kaplamak; o kemikleri yoktan var etmekten daha güç değildir.  
Kaynak: Editör:
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı