Haber Detayı
21 Mart 2016 - Pazartesi 08:49 Bu haber 5406 kez okundu
 
Nevroz Bayram'mıdır.. Savaş'mıdır..?
TEKNOLOJİ Haberi
Nevroz Bayram'mıdır.. Savaş'mıdır..?

İnsanlık Nevroz'u

Yağmurla yarıştım bu gece; ben ağladım o yağdı… O, gökyüzünü, güneşi, bulutları; bense çocukluğumun gülüşünü anlattım. O, güneşi özlemiş ben de onu özlemişim. Yüreklere su serpen, karanlıkları ferahlığa çeviren, düşmanlığın köklerini barış, kardeşlik ve özgürlük türküleriyle sarartıp kurutan özgürlük destanı ey Nevruz!

Artık yetmez mi bu kadar kan ve gözyaşı, bitmeyecek mi bu kavga ve bu zulüm? Kim haklı kim haksız halkları ilgilendirmiyor. Ağlayan Kürt ve Türk anneler. Beyaz örtülerine kan bulaşıyor ve çığlıklar gökyüzünde yankılanıyor. Yüreklere kor düşüyor, yuvarlar yıkılıyor, çocuklar babasız kalıyor…

Bu vatanın sınırlarını Çanakkale’de, Sarıkamış’ta hep birlikte çizmedik mi? Aynı tastan çorba içip aynı yastığa başımızı koymadık mı? Tekâlif – i Milliye emirlerinde; anneler ördükleri çorapları, kızlar nişanlıları için süsledikleri mendilleri, yiğitler canlarını feda etmediler mi? Kardeşlik türkülerimizin nakaratlarını değiştirmeye çalışan; paydaş olduğumuz ‘iman, vatan ve kardeşlik’ sloganımızı değiştirmeğe kasteden zalimlerin bu oyunlarına Maraş’ta, Urfa’da, Antep’te tek yürek olup boyun eğmeyen bizler değil miydik? Nasıl oluyor da kimimiz dağa sizin için çıkıyoruz deyip ana kuzularına kuruşun sıkıyor; kimimiz de sizin için dağda öldürüyoruz diyebiliyor. İşbirlikçilerin ekmeğine yağ sürmek, kardeşlik tohumuna nifak sokmak kimin haddine? Baharda sık sık çıkan gökkuşağının renkleri gibiyiz. Kimimiz ‘ben vatanımı çok seviyorum der; kimimiz ‘ez lı velatiğa pır hezdıkım der. Size soruyorum, eğer farklılık sizin cümlelere yüklediğiniz art niyetse bırakın herkes istediği gibi kendi sevgisini, bağlılığını, selamını, kelamını etsin. Kabilecilik anlayışını 1500 yıl önce Hz. Peygamber ayakları altına almamış mıydı? Hani sözümüz vardı kardeş olacaktık, bizi Ensar ve Muhacir diye ayıranlara ‘biz kardeşiz’ diyecektik?

Ben artık çocukluğumun baharlarını özledim. Kardeşçe yaşanılan baharları… Ne bombalar patlıyordu ne Molotoflar atılıyordu ne gözyaşı vardı ne feryat ne zülüm vardı ne inkâr… Dünya mabet, insanlar mahlûk, maddiyat mabut değildi. Paylaşımın, hoşgörünün olduğu, yıldızların dahi gıpta ettiği pırıl pırıl güneşin doğduğu ve karanlıkların olmadığı samimi hayatlar… Partizanlığa kurban edilmeyen ve insanlık âlemine her daim ışık tutan bir iman aşkı vardı…

Gözyaşlarımız yağmur damlalarının yerine geçmiş, ciğerler paramparça, yas var bu diyar-ı insanlıkta... Ben artık geçmişi mumla arar oldum. Kardeşlik türküleri yerine yokluk ağıtlarını dinlemek bir işkence. Her gün ölüm her gün feryat… Diyarbakır’dan Edirne’ye, Sinop’tan Hatay’a, İzmir’den Kars’a vatanın her diyarında; eğer fakir, mazlum, kimsesiz yurttaşlar katlediliyorsa bırakın NEVRUZ sizin olsun! Kimisi hayır kutlayamazsınız diye yasaklar koysun, kimisi kendi kardeşinin dükkânını, vergilerinin eseri olan yapıtları, kurum ve kuruşları yerle bir etsin… Sizin bu yaptıklarınız toprağa yıldız olarak düşen ve ebediyete uğurlanan Şırnaklı Sidarları, Konyalı Ökkeşleri, Trabzonlu Dursunları geri getirmeyecektir.

Annelerin yüreklerindeki eksikliği tamamlayamayacaktır. Her sabah camın kenarına oturan çocukların beklediği babalarını geri getirmeyecektir. İster davul zurnalar çalın, oynayın Nevruz’u kutlayın; ister topla tüfekle buna engel olun... Bu millete kan kusturdunuz. İttihat ve Terakkiden günümüze kadar yazıp oynadığınız senaryolarınızın aktörleri; kimi zaman sağcı, kimi zaman solcu oldu ama o senaryonun bir mazlumu ve ezileni var o da HALK! Körpecik kınalı koçlar toprağın bağrında bir barış filizi, kardeşlik tohumu, iman mührü olup yatıyor.

Ey zalimler, işbirlikçiler hangi davaya hangi koltuğa hizmet ediyorsanız edin, ister hain Türk ister hain Kürt olun ama şunu unutmayın; yan yana yatan bu vatan evlatları olduğu müddetçe sizin Türk ve Kürt milliyetçiliğiniz ne Fırat’ı Dicle’den ayıracak ne Mezopotamya’yı Çukurova’dan edecek ne Çanakkale’yi Sarıkamış’a firak eyleyecek… Munzur yine Cudi’ye kardeş, Kaşkar yine Kandil’e yoldaş olacaktır. Sizin darbeleriniz, bombalarınız, hainlikleriniz bizim yüreklerimizi parçalayabilir; ama kardeşliğimize zeval getiremez. Terk edin artık kardeşliğe tuzaklar kurmayı, özgürlüklere mayınlar döşemeyi, sanal sınırları çizmeyi, dil ve kültür sömürüsünü, Doğu-Batı kayırmalarını… Bizler, dili, dini, mezhep ve inancı, etnik kökeni ve siyasi görüşü ne olursa olsun, aynı bütünün, aynı vatanın, aynı milletin mensuplarıyız; aynı gök kubbenin altında yaşayan aynı yağmurla ıslanıyor, aynı güneşle ısınıyoruz. İşte Nevruz, bu sarsılmaz gerçeği bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Onun için bu anlamlı günleri, el ele, gönül gönüle vererek kutlamalıyız, birbirimize her zamankinden daha sıkı sarılmalıyız. Ben bu düşüncelerle başta aziz milletimiz olmak üzere, müşterek kültür coğrafyamızda yaşayan tüm halkların Nevruz Bayramlarını kutluyor; Nevruz'un, barış ve esenliğe vesile olmasını diliyorum. "Newroz piroz be!''

İDRİS TOPRAK

Kaynak: Editör:
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı