Haber Detayı
15 Aralık 2008 - Pazartesi 00:00 Bu haber 1114 kez okundu
 
SAVUNDUĞUMUZ DEĞERLERİMİZ BU MU ?
EKONOMİ Haberi
SAVUNDUĞUMUZ DEĞERLERİMİZ BU MU ?

                               Sevgili dostlar! İnsanlar yaradılış itibarıyla hayatlarını idame etmeleri için birbirlerine muhtaç olarak yaşamını sürdürürler.   Bebeğin, anne baba şefkatine ve merhametine muhtaç olması kadar doğal bir şey olamaz. Bu doğanın olmazsa olmaz şartı.     Ama bu, öylesine bir hal alıyor ki şaşırıp kalıyorsunuz. Çünkü yukarı da saydığımız tüm değerler tersine dönmüştür.   Evet, bu sefer çocuklarına kucak açan analar. Çocukları için gurbet ellerde aylarca çile çeken ve aile hasreti ile yanıp tutuşan babalar, artık birer fazlalık gibi köşeye atılmış. Ölüme terkedilmiş, kendi kaderi ile baş başa ve çaresizce….   Ne kadar acı dostlar.! Ne hale gelmişiz.! Hani inandığımız değerlerimiz? Hani hep gurur ile bahsettiğimiz anne babaya olan sadakatimiz? Hani başkaları, huzur evlerine götürüp, sahipsiz bırakıyor diye kıyamet kopardığımız? Hani, tek başına ve bir barakada aç ve susuz yaşarken “vay vicdansız evlatlar” diye içimizde sitem duyduğumuz  “bu kesinlikle bizde olmaz” diye övünç kaynağımız?   Eminim ki birçoğunuz bu saydıklarımın kıyısında bile geçmemişsinizdir. Çünkü hep gurbette yaşamışsınız ve memlekette neler oluyor orda ki insanlar hangi şartlarda yaşıyor diye en ufak bilgiye sahip değilsiniz.   Sizleri suçlamak anlamında değil bu sizlerin seçtiği bir yaşam biçimi asla değil hayat şartları bizleri bu duruma getirmiştir. Bizimde memleketimizde ekmeğimiz olsaydı zaten bu tüm saydıklarım olumsuzluklar yaşanmazdı   Ama bu bizim bir gerçeğimizdir arkadaşlar. Hem de hiç küçümsenmeyecek kadar aşina ve gerçek.   Evinin kapısını açıyoruz, selam veriyoruz ve bekliyoruz selamımızı alacak diye, ama nafile. Çünkü o gençken tanıdığımız ve hep öyle olarak hayal ettiğimiz insan, artık bizleri duymuyor ve görmüyor. Ve tek başına ….Ne acı değimli arkadaşlar?   Tüm ağrılarına, sızılarına rağmen, yerinden kalkarak bizlere misafirperverliğin en alasını gösteriyor. “Sen kalkma zahmet olmasın” diye çaba sarf ederken beyhude bir davranış içinde olduğumuzun farkında oluyoruz. Anlıyoruz ki yerinde kalkacak ve bize hayat dersi verecek.   “Hoş geldin braze kusura bakma gözlerim seçemiyor artık. Ama konuşursan, kesin tanırım“ Evet, gerçekten konuştuğumuzda tanıyor bizi, hem de bir çırpıda… Ve başlıyor anlatmaya.. Hiç ara vermeden kelimeleri ardı sıra dökülüyor yorgun dudaklarında belli ki epey zamandır dertleşememiş bir Allahın kulu ile.   .Hanımı müdahale ediyor “Yeter bey yeter bırakmıyorsun ki çocuk bize gurbeti anlatsın belki çocuklarımızı anlatır torunlarımızdan haber getirmiştir” diye..   “Hanım bırak ya, ben ayda yılda bana kulak vermiş bir insan bulmuşum bırak da anlatayım. Belki benim bu dediklerimi, yaşadıklarımı, çektiğimiz bu çileyi ve bacaklarımdaki bu geçmez ağrıyı” çocuklarıma anlatır da onlarda bir torunumu gönderir. Bak bir gün burada ölürsek kimsenin haberi olmaz.   Ve doluyor gözpınarları. Ağlamamak için kendini zor tutuyor ve derinden bir ahhhhhh,ahhhhhh devamında mı? Kocaman bir hiç. Bir şey demesine gerek yok ki,,
Kaynak: Editör:
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı