Haber Detayı
17 Şubat 2010 - Çarşamba 00:00 Bu haber 2179 kez okundu
 
KAHTALI MIÇE İLE KEYİFLİ BİR SOHBET
SİYASET Haberi
KAHTALI MIÇE İLE KEYİFLİ BİR SOHBET

Kürtçe türkü okudum,İş'ten atıldım   Okuduğu Türkü ve Şiirlerle Gönüllerde taht kuran Kahtalı Mıçı,“Kürtçe Parça Okudum Diye Hem Memuriyetimden Oldum Hem De Aylarca Hapis Yattım” dedi. Röportaj: Abdulkerim Sonkaya Sevecan ve renkli kişiliği ile birlikte sanatçılık sanatını en iyi şekilde temsil etmekle bilinen bir isim… Söylediği güzel türkü, şiir ve gazelleriyle Müzikseverlerin büyük sevgisini kazanmakla tanınan Adıyamanlı hemşerimiz Kâhtalı Mıçı, bugüne kadar romandan farksız hayat hikâyesini ilk kez Adıyamanlılar dergimize anlattı. 1980 ihtilali öncesinde Amatör kaset yaptığı dönemlerde okuduğu Kürtçe bir parça yüzünden hem devlet memurluğundan istifa etmek zorunda kaldığını ve hem de aylarca memleketinden sürgün ve hapis yatarak karşılaştığı o acı dolu gönleri asla unutamayacağını söyledi.    Kâhtalı Mıçı kimdir?   1953 Adıyaman’ın Kâhta ilçesi doğumluyum. 3 erkek, 1 kız toplam 4 kardeşiz. İlkokulu Kahta Kubilay İlkokulunda bitirdim. Ortaokul diplomamı ise daha sonra dışardan aldım. Babam rençberlik yaparak geçimini sağlardı. 1 Aralık 1988 de Adıyaman’ın il oluşunun yıl dönümünde babamı kaybettim. Bu benim açımdan ayrı bir anlam taşıyor. Annem ise hala sağ Kâhta da ikamet etmektedir. Fırsat buldukça ara sıra gidip ziyaret etmeye çalışırım. 1975 yılında evlendim. Evli ve 3 çocuk babasıyım. 1989–1990 yıllarında Gaziantep te kaldım. 1991 yılında beni ise İstanbul’da ikamet etmekteyim.     Türkülere olan sevdanız ne zaman başladı?   Küçük yaşta iken radyoda ruhumuzu okşayan ve etkileyen sanatçılarımızı dinlerken hep etkileniyordum doğrusu... Bu manada beni en çok etkileyen ve müziğe karşı sevgimi artmasına den olan sanatçılar ise sanatçıların başında Nuri sesi Güzel, Sami Kasap, Şükran Ay, Âşık Mahsuni Şerif, Muzafer Akgün ve Âşık Veysel gibi üstatlarımızdı. Bunların Türküleriyle büyüdüm desem abartı olmaz.       Kahtalı MIÇI bu sanat dalında ve ne şekilde keşfedildi     1971 yılında Aziz çelik diye hocam vardı. Kendisi aynı zamanda kirvemdir benim. Aslında beni keşfeden o oldu. Zaman zaman Aziz hocamın yanında konuşup muhabbet ederken, kendisi bana “Ses tonunuz çok değişik. Hiçbir insana benzemeyen bir ses tonunuz var.” Diyerek ses tonumun Davudi (Bariton)” sesi olduğunu söyleyerek Adıyaman’ın yöre türkülerine ve gazellerini okumasını isteyerek denedi. O sırada Askere gidip geldikten sonra 1975 yılında girdiğim sınavı kazanarak devlet memuru oldum. Devlet memurluğumla birlikte sanatsal ruhumu da geliştirmek için işin peşini asla bırakmadım. Aynı yıl Adıyaman’da Abdurrahman erdem’e ait Kısmet Plak ta ard arda 3 amatör kaset çıkarttım. Bu kasetlerim vatandaşlar arasında büyük bir rağbet gördü. Müzisyen arkadaşlarımdan biride çok değerli arkadaşım ve can dostum Aziz Çelik de vardı. Daha sonra aynı ekiple birlikte Hasan Duymaz’a ait Stüdyo Ozan’da çalışmalara başladık. Hasan duymaz aynı zamanda benim asker arkadaşımdı.   Bu işe başlarken başından geçen ve hiç unutamayacağın anılar oldu mu?    Elbette ki oldu. Amatör olarak çıkarttığım bu üç kasetsin birinde bir sevda türküsünü Kürtçe okudum diye 1980 ihtilali öncesinde yılın Mart ve Nisan ayında sıkıyönetim tarafından iki ay Sivas’a sürgün edildikten sonra geri Adıyaman’a geldim. Kısa bir süre sonra ihtilal oldu. İhtilal’in olmasıyla birlikte yine 1,5 ay beni gözaltına aldıktan sonra bu kez 1 yıl 6 ay hapis cezası yedim. Kâhta da 11 ay kaldıktan sonra beni Malatya ya Genel Gözetim cezasına gönderdiler. 1 ay burada kaldıktan sonra Rahmetli Turgut Özal’ın affıyla tahliye olduk. Kısacası Kürtçe parça okuduk diye hem devlet memurluğundan olduk. Hem de aylarca hapis yatarak sıkıntılara göğüs geldik. Allah o günleri kimseye bir daha göstermesin.   Başından geçen bütün bu sıkıntıların var olduğu dönemde evinin geçimini kim sağlıyordu?   İşte, burada önemli bir konuya değindin babo… Allahtan ki benim eşim devlet memuruydu. Başımdan geçen bütün bu sıkıntılarda evimin tek direği vardı o da eşimdi. Bunca zaman çocuklarıma hem Annelik yaptı hem de Babalık… En kötü dönemlerde en büyük destekçim ve moral kaynağım eşim olmuştu. Allah kendisinden razı olsun. Gelişen bütün bu olaylardan sonra beni görevden atacaklarını bildiğim içinde devlet memurluğundan istifa etmek zorunda kaldım. Bundan böyle sanatçılık mesleğime ağırlık vermeye başladım. 1988 yılında ilk kez profesyonelliğe adım atarak “Karagözlüm” adlı bir albüm çıkartarak başladım. Çevre il ve ilçelere konser veremeye başladım. Zaman zaman müzik eğlence programlarına ve festivallere katılarak mesleğimi en iyi şekilde icra etmeye başladım. Bu performansımla birlikte halkın desteğini her geçen gün çığ gibi artarak devam etmesi benimi için büyük bir moral kaynağı olmuştu. “Karagözlüm” albümünden sonra çıkartmış olduğum bütün albümlerimi İstanbul’da artık çıkartmaya başladım.   İstanbul’un yolunu tutarken en büyük hedefin neydi?   Benim bir tek amacım vardı o da sanatımı ve sanatçılığımı en iyi şekilde ircaa etmekti. Eğer ki, bu sanatta iyi bir yere gelmek istiyorsan ve arzu ettiğin hedefe varmaya çalışıyorsan İstanbul’a gelmem benim için artık kaçınılmaz bir hal olmuştu.     İstanbul’a gelirken bütün olumlu ve olumsuz şartlarını göz önüne alarak geldim. Çünkü kendime olan güvenim tamdı. Atalarımızın söylediği “Balık denizde büyür” sözü benim için en büyük referanstı. Bugünkü şartlarda arzu ettiğim hedefe kavuştuğuma inanıyorum.     Sizin para delisi olmak gibi bir hastalığınız var mı?   Asla… Ben bugüne kadar asla para delisi olmadım ve olmamda… Şahsen işin ticari kısmında işin hukukunu iyi bilmediğimiz için bugüne kadar birlikte çalıştığımız bütün plak şirketleriyle kesinlikle kendimize çıkar sağlayacak anlaşmalar yapmadık.   Dolayısıyla ancak zaruri ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Ben her zaman paradan öte sanatıma ve kişiliğime çok daha fazla önem vermeye özen gösterdim. Para demek her şey değildir.     Piyasada korsan kasetçiliğin yayılmasıyla bu durum sizi çok fazla etkiledi mi?     Evet! Hem de çok etkiledi. Son yıllarda bu konuda verdiğimiz emeğimizin karşılığını ticari olarak bulamadık. Dolaysıyla sanatsal anlamda da yapılan albümlerin ancak popüliteyi gündemde tutmasını sağlıyor. Bu durum sadece bizi etkilediği gibi plak şirketini, fikir ve sanat eserleri dâhilindeki bütün ürünlerin kontrolünü sağlayan devletin birimlerini de etkiledi. Dolaysıyla sanatçılar bu olumsuz yan etkiler sonucunda yeni projelere bütçe ayıramaz duruma geldiler. Bu olumsuz hava aynı zamanda sanatsal projelerin kalitesinin düşmesine de neden olmuştur.    Bu ana kadar size Ulusal kanallarda program yapma teklifi geldi mi?     Program Show olarak teklif eden oldu. Ancak uygun şartlaş oluşmadığı için bunu gerçekleştiremedik. Ancak misafir konuk olarak her türlü programlara imkânlarımız dâhilinde katılmaya çalışıyorum.   İstanbul’da bu mesleği ircaa ederken Adıyamanlı İşadamlarından gerekli desteği buldunuz mu?     Sanatsal manada bana bu konuda destek çıkan olmadı. Ancak hayatın farklı bölümlerinde bana maddi ve manevi yönden destekleyen dostlarım oldu tabiî ki…     Adıyamanlılar Vakfımızın çalışmalarını takip etme şansı buluyor musunuz?     Tabiî ki buluyoruz. Çalışmalarını gerçekten çok güzel buluyorum. Bu güzel binayı inşa etmek bile gurur verici bir durumdur. Zaman zaman imkânlarım el verdiği müddetçe katılmaya çalışıyorum. Vakıf Başkanımız Nevzat Bayhan’ın ve ekibinin çalışmalarını her zaman takdirle karşılıyoruz. Kendisi içinde bulunduğu konum itibariyle hepimizin gurur kaynağıdır. Çok daha farklı güzel yerlerde görmek en büyük temennimizdir. Adıyamanlılar vakfından tek istirhamım kendi sanatçılarına sahip çıksınlar. Bunun dışında bir şey diyemem.     Son sorumu şöyle sormak istiyorum. Gerçek isminiz Mustafa Aslan olmasına rağmen “Kâhtalı Mıçı” olayı nasıl oldu?     Bildiğiniz gibi Adıyaman yöresinde Mustafa adında olan herkese “Mıçı” diye hitap ederler. Küçüklüğümde girdiğim bütün ortamlarda “Ahaaa Mıçı geldi” diye söylerlerdi. Bu mesleğe başladıktan sonra da aslen Kâhtalı olduğum için herkes bana “Kâhtalı Mıçı” diye hitap ederdi. Doğrusu Kâhta’yı da çok sevdiğim için bu isim benimde hoşuma gitti diyebilirim. Bu nedenle o gün bugündür bu ismimi kullanıyorum.
Kaynak: Editör:
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı