Haber Detayı
12 Haziran 2009 - Cuma 00:00 Bu haber 1279 kez okundu
 
AH BU KADINLAR, KADINLARIMIZ..!!
- Haberi
AH BU KADINLAR, KADINLARIMIZ..!!

AH BU KADINLAR, KADINLARIMIZ..!  Dünya etrafınızda dönüyor. Siz bunun farkında mısınız..?         Acaba kadınları ilgilendiren kaç tane tv programı, kaç giyim mağazası veya markası, kaç deterjan markası, kaç tane kozmetik ürünü, kaç tane çamaşır, bulaşık markası çeşidi, kaç tane kuaför, kaç tane kitap, kaç tane doktor, kaç tane… Var şimdi aklıma bu kadarı geldi ancak. Hiç düşündünüz mü sevgili KADINLAR!!!!          Piyasanın sizi sevdiği kadar siz kendinizi seviyor musunuz,piyasanın sizi düşündüğü kadar siz kendinizi düşünüyor musunuz ?... Ah ahh biz biz olmaktan çıktık, hepimiz aynı fabrikanın tek seferde piyasaya sürdüğü ürünlere döndük sanki… Kimimiz bu hale aslında FARKLI olmak için yaptıklarımız yüzünden geldik, farkında olmadan birbirimizin aynısı olup çıktık…         KADINLAR farkında mısınız makineleştik; fıtratımızdaki duyguları kaybettik kendimizi kaybettik asrın ve piyasanın bizden beklediği gibi olmaya mecbur bırakıldık farkında bile olmadan… Kendi ayaklarımızın üstünde durabilme; SÖZDE ÖZGÜRLÜK aldatmacası adına. Bunları yazıyorum diye kızabilirsiniz bana belki; bir hemcinsiniz olarak bunları nasıl yazabileceğimi düşünerek ama yazının tamamını okuduğunuzda ön yargınızın değişeceğini umuyorum.      Bir düşünün bakalım kadınlar evlerinden çıktılar neler oldu? Aslında çok şey değişti; işimiz oldu, kendi paramızı kazandık, istediğimizi alabilecek duruma geldik, eşimizin veya babamızın eline bakmaktan kurtulduk, erkeklerin yaptıkları ya da yapabilecekleri her şeyi bizde yapar hale geldik, normalde hiç girmeyi hayal edemediğimiz ortamlara girdik, yaşanması hayal olabilecek birçok şeyi yaşama fırsatı bulduk… Kazandık kazandık çok kazandık kazandıkça daha çok kazanmak istedik, hoşumuza gitmeye başladı her yede bizim etkili olmamız, insanları etkilememiz, insanları yönetmemiz insanların gözü önünde olmamız, sürekli bakımlı olmamız göze hitap etmemiz gerekti. Kazandığımızın çoğunu da makyaj malzemelerine, giyim kuşama vermek zorunda kaldık. Hep yeni çıkan son moda kıyafetleri giymeli şık olmalıydık, kusursuz olmalıydık ne de olsa müşteri memnuniyeti her şeyden önemliydi… Neyse herkesten şık olmak güzel olmak farklı olmak şarttı; bunun için istediğimizi bulamıyorduk isteğimizi karşılamak için yeni mağazalar açılıyor yeni modeller keşfediliyordu. BİZİM İÇİN Neyse işin kıyafet kısmını hallettik az çok şimdi gelelim kusursuz olmaya. Nasıl olacak o iş ? tabiî ki MAKYAJ şimdide kuaför gerekti bize bir de bakım kremleri ha bir de ‘hijyenik olsun’ makyaj malzemesini ayrı alalım tabi. Her çalışan kadın günlük kuaföre gideme yedebilir dimi onun için de lazım makyaj malzemeleri…        Makyajımızı da yaptık dikkat edin buraya kadar hep DIŞARDAYIZ. Daha bu kadıncağız işe gitmedi. İşe gidecek patronu var veya işçisi var her neyse. Onu süzen kimi zaman taciz kimi zaman tehdit eden bakışlar kimi zaman da davranışlara maruz kalacak. Kafası şişecek belki 8-10 saat patronunu dinlemekten veya astlarına laf anlatmaya çalışmaktan, ya da düşünmekten, koşuşturmaktan yorgun düşecek bedeni, zihni ve o halde EVE GELECEK        .Lütfen bana kızmayın hanımlar... Hepinizi çok seviyorum hepimiz dünyanın en değerli varlıklarıyız hepimiz çalışıyoruz ama bunları hepimiz yaşıyoruz.         Evde kendini ondan sevgi bekleyen bir çocuk, İŞ KADINI atıyorum AYŞE hanım olarak değil KARISI AYŞE olarak ilgi isteyen bir eş, belki de yığınla iş… Kim bilir bununda bir çaresi vardır: yemekte hazır çorba, hazır köfteler –şimdiler de pek moda ya –ya da herkes dışarıda yemiştir burger king den veya mekdanıstan yemiştir bir menü alana ikinci menü bedavadan…        Yorgunluktan nerde kaldı sofra kültürü nerde kaldı sıcak yemek yeme alışkanlığı…hadi bunları geçtim nerde kaldı bizim ÇOCUK!!! Annesi hamileliğinin son ayında ve doğumdan sonraki 4 aylık izinle çocuk yetiştirecek… Nerde kaldı anne bebek bağlılığının sağlanması… bir gün sen üç gün ben beş gün anneanne üç gün babaanne… Hep beraber çocuk yetiştiriyoruz ooohh ne rahat değil mi? Nerde kaldı çocuğun kişilik gelişimi güven kazanımı. Bu konuda az çok bilgisi olanlar veya kitap karıştıranlar dışında kimse farkında bile değildir o günahsız yavrunun dünyasında neler olup bittiğinin…       Haa atmayalım bu arada piyasaya neler kazandırdığımızı, değerimizi de anlayalım tabii. Bu durumda en çok karlı çıkan bebe maması yapan firmalar ya da süt sağmak için pompa üretenler. Ama daha çok mama üreten firmalar çünkü mama daha kolay daha pratik ne uğraşacaksın öyle süt sağmakla falan yesin mamasını otursun işte!        Tabi bu sayede gelir kapısı açtığımız vatandaşlarımı da unutmayalım. Bakıcalar, kreşler, çocuk yuvaları…        Daha yazmaya devam edersem bu yazı uzayıp gidecek sonunu ben de bulamayacağım sizde…         Eşimiz ne alemde bir de ona bakalım: Sevgili karısının dışarıdaki bir takım insanlara verdiği olağan üstü ilgiden dolayı yorgun düşmesini anlayışla karşılar ve ilgisini başka şeyler çekmeye başlar. İnternet, çetleşme, bilgisayar oyunları belki. Belki dışarıda ki başka kadınlar…ve belki boşanmaya gider bunun sonu. Mutsuz Çiftler, parçalanmış aileler, sağlıksız çocuklar, ruh sağlığı bozulmuş kadın ve bu durumdaki kadının yetiştirdiği ruh sağlığı beden sağlığı vs bozulmuş, faydasız gençler bu gençlerin oluşturduğu sağlıksız toplumlar… Daha sayayım mı?        Ve gelgelelim KADINA: Başından beri her şeyi kuralına göre yaşayan kadın ne haldedir acaba?       Çalışıyordu bir işi, çok anlayışlı bir eşi ve dünyalar tatlısı bir yavrusu vardı.Çok güzel giyiniyor işinde gün geçtikçe yükseliyor her gün ayrı bir iş toplantısına giriyor yeni yeni insanlarla tanışıyor sosyalleşiyordu çevresi genişliyordu etrafında sayısız insan vardı, başı sıkıştığında yardım edecek biri mutlaka olurdu…O böyle düşünmüştü,aklına başka türlü bir şey gelmiyordu o zaman.Çünkü her şey yolundaydı o zaman.Dışardaki koşuşturmaca  onu evine ve içindekilere karşı ilgisiz hale getirmişti.Yorgundu çünkü gün boyu çalışıyordu yoruluyordu eve ekmek getiriyordu sorumlulukları vardı işine karşı,evdekiler biraz anlayışlı olmalıydılar. Bu kadarını  hak ediyordu o kadar çalışmanın üstüne.Evdekiler onu anlayamıyorlardı.Evdekilere göre o ne yapıyordu ki; ben de çalışıyorum demeye başladı eşi,senden çalışmanı isteyen mi var der oldu zamanla…Kadın kocasından duyduklarına inanamıyordu oysa o eşiyle her zaman anlaşabileceklerini umuyordu.Yavrusunun da huysuzlukları artmıştı; anne babasından etkilense gerek.bir şeylerin kendi kontrolünden çıktığını fark etmeye başladı artık hiçbir şeye yetemiyordu ne yapsa mutlu edemiyordu yaranamıyordu kimseye..İşinde verimi düşmeye başlamıştı hatta mevki kaybı bile yaşayabilirdi böyle giderse… Bunalımlar yaşamaya başladı kimse onu anlamıyor, her şey üst üste geliyordu. Ayrıca bir zamanlar çevresinde olan o insanlar şimdi selam bile vermiyorlardı. Şimdi siz düşünün bakalım piyasa bizi ne kadar düşünüyor bizi ne kadar seviyor. her şey bir zaman aralığında geçerli bir rant çıkar kavgasından ibaret bence. Belki çok olumsuz yönden bakıp olumsuz şeyleri gördüğümü düşüneceksiniz. Ama hepimizin olmasa da birçoğumuzun bugün hali bundan ibaret.       Kendimizi sevelim her şey iş kariyer ya da kazanacağımız paradan ibaret değil.Biz öncelikle kadınız bence öncelikle bunu hatırlamamız gerekiyor.kendi içimize özümüze dönmemiz,durup düşünmemiz gerekiyor fuhen nerde olduğumuza bir bakmamız gerekiyor. Öyle bir dünyanın içine girdik ki çıkabilene aşk olsun… Bu yazdıklarım kadınların çalışmamaları gerektiğini savunduğum için değil kendime karşı yaptığımız haksızlığın farkına varmamız içindir. Saygılarımla. Başarılar, mutluluklar ve sağlıklı güzel günler dileklerimle…   Fadime BOZANLAR www.gergerhaber.net www.asagidaglica.com  Köşe Yazarı
Kaynak: Editör:
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı